23 Mayıs 2012 Çarşamba

Mavi sofra


Dün akşam yeni evli yeğenimi yemeğe davet etmiştim. Masamızı erkenden hazırlayıp bir iki poz aldım sonra kargaşalığa gelip unutuluyor. Yemek menümüz tabağımızın şeklinden de belli olabilir balıklıydı. Balık olunca masa da maviliydi. Menüde balık (çipura)  ızgara, mermicek çorbası. zeytinyağlı biber dolması, mevsim salatası ve garnitürlü midye makarna vardı, akşam olunca hafif şeyleri tercih ettim Yeğenim az yemek yiyen birisi olunca bende balıkla işin kolayına kaçtım. Tatlı olarak da benim meşhur kalbura bastımı yaptım. Güzel saatler geçirdik onları mutlu görünce daha da mutlu oldum :)








Şimdilik bizden bu kadar hoşçakalın..

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Fuar..


Akşam üzeri  cam piramitte düzenlenen fuar alanındaydık. Bu fuar katılımcılarının çoğunluğu Afrikalılardı. Hepsi yarım yamalak Türkçe konuşarak satış yapmaya çalışıyorlardı.





Beypazarı kurularını biz çok severiz, kıtır kıtır... yanında kuru kayısılar ve kurutulmuş gıdalar vardı. karışık birşeyler aldık..






 Kızım bu yüzüğü beğendi. Ağaç üzerine değişik bir  metalimsi el işçiliğiydi. 



İpek fularlar ben bunu beğendim. üzerinde küçük filler vardı. 



Begonviller cam piramitin etrafını sarmıştı, çok güzellerdi..

Ülkelerarası satış için buralara kadar gelen satıcılardan beğendiklerimizi alıp gün batımına
doğru parkın içinde biraz da yürüyüş yapıp evin yolunu tuttuk..






Bu ağaçın çiçekleri aslında kıpkırmızıydı ama fotoğrafta pembe çıktı..

Hoşçakalın :)

19 Mayıs 2012 Cumartesi

19 Mayıs

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun...




Mutlu haftasonları..

15 Mayıs 2012 Salı

.....

Dün öğleden sonra komşum bizi çaya çağırdı. Koltuğun üzerinde siyah beyaz bir kaç tane fotoğraf duruyordu. Resimlere tek tek baktık. Bu resmin arkasında "sevgili dayıma sevgilerle" yazıyordu. Kim diye sorunca halam ve kızı M.eral Okay dedi. Annesi ve çocukluğu çok güzeldi. Resim aslında net ve daha güzeldi ama cepten çekince böyle oldu. komşum o sabah geçmişine dönüp resimleri karıştırmış üzülüp ağlamış. Çocukluklarında yaşadığı anıları anlattı sonra hayat her birimizi farklı yaşamlara sürüklediği gibi onları da ayırmış. Biraz teselli edip acısını paylaştıktan sonra çayımızı koyup pişiler yapıp kendi elleriyle yaptığı peynirle ve reçellerle yedik.  









Bu sabah..


Hepinize mutlu sabahlar. Güne balkonda sade bir kahvaltıyla başladım. Kızıım dersanede, oğluş işten sabaha karşı gelince uykuların en derininde. Şu anda ne rüyalar görüyor bilmiyorum ama horultusu koridorun başından duyuluyor :) Bugün bir program yok, ilerleyen saatlerde neler olur bilmiyorum. İşleri şöyle bir ayarlayıp yürüyüşe çıkabilirim.

Gününüz güzel geçsin :)

13 Mayıs 2012 Pazar

Anneler Gününüz Kutlu Olsun

 Anne olan olmayan bütün bayanların anneler gününü kutlarım. Annelik iç güdüsü, bütün kadınlarda var diye düşünenlerdenim. Babalık duygusu sonradan öğreniliyor ama annelik içsel bir duygudur.

Cuma günü vizyona giren Can filmini  arkadaşlar  izlemenizi öneririm. Filmin anneler gününde vizyona girmesi bence anlamlı olmuş. Filmi anlatmak istemiyorum heyecanı kaçabilir mutlaka izlemek lazım. Ben altın portakalda izlemiştim (tık tık)ama yeniden sinemaya gidip tekrar izlemek istiyorum. Size de garip gelebilir ama sevdiğim filmleri tekrar izlemek, çok sevdiğim kıyafetlerden iki tane almak gibi garip bir huyum var. Sevdim mi tam severim :) Mesala Titanik filmini defalarca izlemişimdir.

Film Altın Portakal'da Behlül Dal Jüri Özel Ödülünü almıştı. Daha sonra Sundance Film Festivali'nde dramatik dalda Dünya Sineması Jüri Özel Ödülüne layık görüldü.


Herkese mutlu haftasonları dilerim ;)

8 Mayıs 2012 Salı

Baharı yaşayamadan yine yaz geldi

Zaten ne zaman yaşayabildik ki. Her sene ümitle baharı yaşamak istiyorum ama yaza geçiş burada hızlı oluyor. 


Sabah kalktığımda balkona çıkar etrafa şöyle bir bakınırım. Geçenlerde yine bir sabah balkona çıktığımda bu güzelliklerle karşılaştım, çiçeğimiz ilk defa 3 rengini aynı anda açmıştı. Geçen bahar tohumlarını alıp saksıya ekmiştik ama kışın filizlendi ve bu bahar çiçeklerini görebildik. Kelebekler gibi ömrü çok kısa, bir günlük  mutluluklar sunuyor Sabah Sefası çiçeğimiz. Havalar sizde nasıl bilmem ama buralara yaz geldi, yanında bonus olarak nemi ile. Baharı tadalım, hadi biraz yürüyüş yapalım diye dışarı kendimizi atmaya çalışıyoruz fakat nem oranın yüksekliği baharı içimize sindirmemize izin vermiyor. Neme inat baharın güzel renklerini yakalayıp sizinle az da olsa paylaşmak istedim..




Burada yazın gelişini değişik insan manzaralarından anlamak mümkün. Kışın emeklilere kalan Antalya renklenmeye başladı. Yolda önümüzde yürüyen biri vardı. Saçları civciv sarısı peruk ve üzerinde hasır şapkası vardı. Bu sıcakta bu takozların üzerinde nasıl yürüyebiliyor emin olamadım, herkes gibi baktım kaldım. Oldukça marjinal bir seçim bu ayakkabılar.


Belediye yeniden düzenlediği Işıklar caddesine yeni heykeller yerleştirmişti. 


Biri de bankta oturan bu miğferli zırhlı asker beyefendi. Yüzünde birine birşeyler anlatan ve  karşılıklı muhabbet eden bir ifade var. Ben en çok bunu sevdim, derdini dinledim,


teselli ettim :)


Sonra Kaleiçi'ne dalıp yolumuza devam ettik. Bilirsiniz, çok severim Kaleiçi'ni gezmeyi...


Yaşanmış evleri...




 Hava kararmaya başlarken eve döndük ve günümüzü güzel bir çayla noktaladık. 

Şimdilik hoşçakalın :)