8 Şubat 2014 Cumartesi

......

resim netten alıntıdır.

 Mutlu haftasonlarımız olsun :)

5 Şubat 2014 Çarşamba

Boyalarla geçen bir gün...


Bu dolap evin koridorunda duruyordu. Kızımla kışlık montlarımızı kabanlarımızı içine koyuyorduk. Kızım gidince beneşyalarımı odama taşırım, bu dolap da boşalır evden uzaklaştırırım zannettim ama durum öyle olmadı. Gidip gelip dolabın rengine taktım kafayı önceki gün gidip bir kaç kutu sprey boya aldım. Üstümü değişip başladım işleme. Önce her şey güzel gibiydi daha sonra boyada akmalar başladı. Aman Allahım ben ne yaptım görüntü felaket dalga dalga.. Yanımda biri olsaydı kesin o an çöpe atılacaktı. O şekilde hiç bir yerinden tutamaz yalnız başıma da kıpırdatamazdım. Atsam içindekileri nereye asacaktım, evde onlar için yer yoktu. Neyse aradan biraz zaman geçti. Saçlarımı boyayım kendime moral vereyim dedim. Boyama aparatıyla saçlarımı boyadım çok şükür onda bir sorun çıkmadı. Tabi ki ne yapsam moralim düzelmiyor ve  dolapla göz göze geliyoruz. Yok olmayacak bu böyle dedim ve akşam hava kararmasına yakın yine boyacının yolunu tuttum. Boyacı iki sokak ötemizde tam kapatmak üzereydi, olanları anlattım. Görevli çocuk elime bir kutu sentetik beyaz boya, tiner, birde rulo fırça verdi. ''Gece aynı oda uyuma abla'' diye de tembihledi :) ''Yok dolap koridorda'' dedim.  Haydi yine iş başına... Büyük bir plastiğin içine malzemeyi döktüm başladım rulo fırçayla sürmeye, ilk fırça darbesinde  baktım durum değişiyor. Ha gayret devam derken sonuca ulaştım.

Ama bir daha kesinlikle bilmediğim işin başına geçmemeye söz verdim.  Kendime çok kızdım boyarken,  iki ahşap tepsi boyayıp, iki kutu boyamaya benzemiyormuş. Bu dalda başarılı blogları görüyorum onları bir kez daha takdir ediyorum.

Dalgalı dalgalı, beni çıldırtan hali. Atsan atılmaz satsan satılmaz :(

Bitmiş hali

Neyse çok şükür zoraki şekle girdi, evde de bu dolap kulplarını bulunca eski  kulpları iptal edip  bunları taktım. Biraz daha kullanayım bakayım ilerleyen zamanlarda ne olur bilmiyorum.




Bir de bunun yarısı kadar olan yavrusu var. Onunla hiç muhatap olmayı bile düşünmüyorum. Onu arka balkona kaderine terketmiştim neyse ki.




2 Şubat 2014 Pazar




Günler yağmur yaş, güneş, bulut derken geçiyor. Benim neler yaptığımı resimler anlatsın. Misafirlerimi ağırladım. Yemekler özel bir tarif olmayınca yazmıyorum. Tatlı ve böreği yazayım.

Ispanak ve tulum peynirli börek.
Ispanakları doğradıktan sonra içine bir yumurta kırıp bolca tulum peyniri, biraz sıvı yağ, karabiber, pul biber ve tuz ilavesiyle harmanladım. Yufkaları ortasından kestim. Kestiğim yarım yufkaya malzemeyi koyup rulo yapıp sardım. Üzerine bir bardak sütle, bir yumurta sarısını karıştırıp sürdükten sonra 175 derecede pişirdim. Ama o arada başka işe daldığım için az kalsın börekleri yakıyordum. Neyse yine de misafirlerim beğendi, çıtır çıtır dediler. Belki beni üzmemek adına kimbilir :)



Revani
Tarif :
3yumurta 
5 yemek kaşığı yoğurt
4 fincan şeker
3 fincan irmik
4,5 fincan un
Vanilya ve kabartma tozu

Şerbeti:
3 su bardağı şeker
3su bardağı su.
bir kaç damla limon

Genelde gözkararı yapardım ama o gün tam tarifi uyguladım.



Balkonumdan güneşli günlerde dağlardaki karın görüntüsü harika oluyor. Tabi ki bu kadar yakınımızda değil. Kışı sevmediğimi bilen arkadaşlar biliyor ama bilmeyenler için kış bence manzaralarda kalmalı..


Hoşçakalın ..


20 Ocak 2014 Pazartesi

Yaren ve ben..


Haftasonu arkadaşla turlarken parkın birine takıldık ve dönüşte bu sevimli köpeği genç bir çocuğun elinde görünce bayıldık. Hayvanları severim ama elime alamazdım sanki elime aldığımda her seferinde iç organlarının hareketliğini hissettiğim için içim bir hoş olurdu tutamazdım. Bunda öyle olmadı nedense. Bu sevimli köpekciği çok sevdim. Minik bir köpekti fazla büyümüyormuş hep minik kalıyormuş. O tüylerini ve gözlerinin güzelliğini anlatamam. Sırt kısmı kıvır kıvır simsiyah ve patileri ve karın kısmı açık renkti. Sahibi ismini yaren koymuş,  o da yaren'i duyana  kadar sahibine buluyordu. Evcil hayvan sahibi olmaya çok özendim ama kuş harici başka bir canlıya bakamadım daha.






Mutlu haftalarımız olsun :)

16 Ocak 2014 Perşembe

Anahtarlık..



Hobiler beni bekliyor ama nedense bu aralar bol bol gezmelere yer verdiğim için hobilerim erteleniyor. uzun süredir bu  anahtarlığı yapmak istiyordum bekliyordu. netten bulduğum bu anahtar resminin çıktısını alıp kesip, ortası düz, oval küçük bir tabağa yapıştırdım. Tabak resimde büyük görünüyor ama değil. Evin girişinde vestiyerde yerini aldı. 


Bu gezmelerin bedeli bu günlerde bana yol, su, elektrik olarak dönmeye başladı. Bir gün bi arkadaşla buluş, yarın bir başkası, hadi gezdik tozduk bir de yemek yiyelim derken yaza kadar tombalak olacağım korkusuyla iki gündür rejime başladım. Herkes sabah yürüyüşünü erken yapar ama bende tersi kahvaltımı yaptım ve bir saat sonra uzunca bir yürüyüş yaptım geldim. Kendime hazırladığım diyet yemeklerimden sonra çayımı şekersiz içemediğim için koca bir paket pötibör bisküvi aldım. Bu şekilde telafi eder mi bilmiyorum ama başladım. Hadi hayırlısı bakalım. Durumlar ne olacak ilerleyen zamanlarda göreceğiz.

Hoşçakalın..

9 Ocak 2014 Perşembe

Park ve bahçeler..


Arkadaşlarla her ayın ilk haftasında bir gün toplanıyoruz. Geçen yıllarda yaptığımız ev gezmelerimizi artık parklarda cafeler de yapıyoruz. Açık hava bol güneş deyip evlere esir olmuyoruz. Bu kararı alırken arkadaşlara  ''herkes kendini ispatlamış durumda'' demiştim arkadaşlar nasıl dediklerinde, ''maşallah herkes çok temiz üstelik çok güzel yemekler ve pastalar yapıyoruz'' deyip bu kararı onaylamalarına neden olmuştum bu düşüncem için çokta gülmüştük o zaman. artık ispatlayacak bir şey kalmadı. Dışarıda bu şekilde toplanmaya karar verildi. Bu ay ki durağımız Atatürk parkındaki  Paşa Cafe idi. Denize karşı yedik içtik bol muhabbetle günümüzü geçirdik. Manzaramız böyle idi..



Kaldırımlarda iki adımda bir gördüğüm turunç ağaçlarını çok seviyorum. Çekmeden geçemiyorum. 


Çarşambaları muhteşemi izliyorum ya ama dizide uzun süre kalan Fatma hatuna sinir oluyorum o alaycı bakışı, lafları sokup kıs kıs gülüşü beni sinir ediyor. Sinsi insanları sevmediğim için sinir olmama dizide olsa önüne geçemiyorum çok kaptırıyorum galiba, ama Mihrimah hakkından gelecek galiba yine Mihrimah'ı iğneledi..

Bir de Selime sinir oluyorum onuda gördükçe yanlış kişiler tarihimizden beri yanlış yerlerde diyorum. Çünkü çalışma hayatımda da bize idareci diye başımıza atanan kişilere baktığımda çok yanlış insanlarla çalıştım ve hep yanlış insanlar, yanlış yerdeler dedim durdum. Eee dizide kimi seviyorsun derseniz Mustafa'nın hayranıyım ama o seyrek sepelek sakalları olmasa daha iyi. Neyse her haliyle onu çok beğeniyorum  sonunda yazık olacak Mustafa' ma..

4 Ocak 2014 Cumartesi

Yeni yılın gelişi...









Bizim nutella yıldızının iç harcını pekmez, tahin ve ceviz üçlüsüyle buluşturup yaptım. Bundan öncede bu üçlüyü birleştirip Ankara'da çocuklarıma denemiştim güzel olmuştu. Bugün de iki arkadaşım gelecekti onlar için yaptım ve yanına da kısır, peynir, zeytin ve reçellerle evde ne varsa masaya koyup yeni yılın gelişini öylesine kutladık. Tabi ki arkadaşlarım bunu çok beğendi hatta biri instagramın da paylaştı. Güzel dostlarla güzelliklerin paylaşılması güzeldi. Hepinize mutlu haftasonları...