Zaten ne zaman yaşayabildik ki. Her sene ümitle baharı yaşamak istiyorum ama yaza geçiş burada hızlı oluyor.
Sabah kalktığımda balkona çıkar etrafa şöyle bir bakınırım. Geçenlerde yine bir sabah balkona çıktığımda bu güzelliklerle karşılaştım, çiçeğimiz ilk defa 3 rengini aynı anda açmıştı. Geçen bahar tohumlarını alıp saksıya ekmiştik ama kışın filizlendi ve bu bahar çiçeklerini görebildik. Kelebekler gibi ömrü çok kısa, bir günlük mutluluklar sunuyor Sabah Sefası çiçeğimiz. Havalar sizde nasıl bilmem ama buralara yaz geldi, yanında bonus olarak nemi ile. Baharı tadalım, hadi biraz yürüyüş yapalım diye dışarı kendimizi atmaya çalışıyoruz fakat nem oranın yüksekliği baharı içimize sindirmemize izin vermiyor. Neme inat baharın güzel renklerini yakalayıp sizinle az da olsa paylaşmak istedim..


Burada yazın gelişini değişik insan manzaralarından anlamak mümkün. Kışın emeklilere kalan Antalya renklenmeye başladı. Yolda önümüzde yürüyen biri vardı. Saçları civciv sarısı peruk ve üzerinde hasır şapkası vardı. Bu sıcakta bu takozların üzerinde nasıl yürüyebiliyor emin olamadım, herkes gibi baktım kaldım. Oldukça marjinal bir seçim bu ayakkabılar.
Belediye yeniden düzenlediği Işıklar caddesine yeni heykeller yerleştirmişti.
Biri de bankta oturan bu miğferli zırhlı asker beyefendi. Yüzünde birine birşeyler anlatan ve karşılıklı muhabbet eden bir ifade var. Ben en çok bunu sevdim, derdini dinledim,
teselli ettim :)
Sonra Kaleiçi'ne dalıp yolumuza devam ettik. Bilirsiniz, çok severim Kaleiçi'ni gezmeyi...
Yaşanmış evleri...
Hava kararmaya başlarken eve döndük ve günümüzü güzel bir çayla noktaladık.
Şimdilik hoşçakalın :)