Hepimize mutlu haftasonları :)
14 Eylül 2013 Cumartesi
6 Eylül 2013 Cuma
Patlıcan ve bulgurlu köfte...
Patlıcanlı köfte
Hayatın Tatları arkadaşımızın blogunda gördüm ve bulgurlu yemekleri sevdiğim için yapmak istedim ve beğendim. Teşekkürler yeni arkadaşıma :) Bir daha ki yaptığımda birazda kuşbaşı et ilave etmek istiyorum. Sanki daha leziz olur gibi geldi..
Kabak çorbası :
1 adet soğanı doğrayıp sıvı yağda biraz kavurup, büyük 1 adet büyük domatesi rendeleyip salça yerine koydum. Daha sonra 2 adet rendelediğim kabağı ve 1-2 diş sarımsağı ezip ilave ettim. Malzemenin kıvamına göre suyunu koyup kabaklar pişene kadar bekledim ve bir kasede 2 yemek kaşık yoğurt, 1 yemek kaşık unu, yarım çay bardağından az limon suyunu çırpıp kaynayan çorbaya karıştırdım. Bir iki taşım kaynadıktan sonra tuzunu ve taze naneleri ilave edip kapattım.
CARTE D'OR ÇİKOLATALI FINDIKLI PUDİNG
4 Eylül 2013 Çarşamba
Avm, yaşgünü
Antalya'mıza 155 mağazası, 10 sinema salonu, 3000 otopark kapasitesi olan yeni bir avm açıldı. Tam şehir merkezinde adı MarkAntalya.. Gecede muhteşem ışıklandırması var. Hemde bize çok yakın..Gidip gelip orayı gezip durduk. Açılışa özel indirimlerden faydalandık. Tatil için gelen misafirlerimizi de götürdüm ama bu küçük bıcırığı oyuncak mağazalarından çıkarmamız kolay olmadı. Bu arada denizi ihmal ettiğimi zannetmeyin. Hatta arada hep beraber gittik.
Yaş günlerinin arasında üç gün olunca, bir taşla iki kuş vurduk. Çocuk olmak çok güzel ama çocuk büyütmek çok zoorr...unutmuşum çocuklarımın küçüklüğünü galiba,sağlıklı ve şansları açık olsun
Milana ve Elinamız..
Menü: Kısır, zeytinyağlı barbunya, patates salatası, ayçekirdekli simit, üzümlü kurabiye, börek, muzlu ve fındıklı yaş pastamız.
Evdeki rutin işler derken günler böyle geçiyor.
Komşum aradı hadi biraz Markantalya' mızı turlayalım mı dedi. Mağazalar şimdi yolumuzu gözlüyordur bizim müdayimler nerede diye ...:))
Komşum aradı hadi biraz Markantalya' mızı turlayalım mı dedi. Mağazalar şimdi yolumuzu gözlüyordur bizim müdayimler nerede diye ...:))
Hoşçakalın :)
27 Ağustos 2013 Salı
Welcome
Günaydın ama öğlen olmak üzeri neyse tünaydın diyeyim :)) Kahvaltımı yapıp yediğim avakodanın kabuklarını güneşe ve denize maruz kalan yüzüme boca edip maske yaptım. İnşallah kapı çalmaz. Genelde postacı çalar bu saatlerde.. Kırk sefer postacıya zilimi basma diyorum ama elinin kolayına geliyor galiba zillerin ortasına basmak. Ya da eski arkadaşlarımızdan olup samimiyetimize güveniyor anlamadım. Sabah çok erken gelmediği sürece sorun değil ama çok erken gelip zile basınca sinirlerimi zıplatıyor. Neyse yönetim komşularında şikayetiyle postacımıza yedek anahtar verecek. Evine girer gibi girer artık :)
Englisch home'den aldığım çerceve uzun süredir bekliyordu. Acaba içine ne yapsam resim mi koysam başka bir şey mi derken düşünüp duruyordum. Neyse içine kalp işlemek aklıma geldi. Kapıdan girenlere sevgi gösterir bir şey olur dedim ve yaptım. Gecenin ilerleyen saatlerinde bu işe el atıp sonuçlandırdım.
Englisch home'den aldığım çerceve uzun süredir bekliyordu. Acaba içine ne yapsam resim mi koysam başka bir şey mi derken düşünüp duruyordum. Neyse içine kalp işlemek aklıma geldi. Kapıdan girenlere sevgi gösterir bir şey olur dedim ve yaptım. Gecenin ilerleyen saatlerinde bu işe el atıp sonuçlandırdım.
Hoşçakalın :)
25 Ağustos 2013 Pazar
22 Ağustos 2013 Perşembe
Oradan, buradan
Gelelim ikinci maceramıza sakin diye oturduğum plaja benden sonra üç kız, bir de anne geldi. Kızların yaş ortalaması 25 ile 35 arası gibiydi. İlk bakışta hoş kızlardı ama bir tanesi hariç diğerleri ve anneleri buz dağı gibiydiler. Benden az ileride 15 - 16 yaşlarında peynir beyazı bir oğlan çocuğu küçük bir havlu yaydı, biraz güneşlendi sonra denize girip girip çıktı. Ben çocuğun sürekli güneşte kalmamasını, suyu var mı yok mu, çantamda götürdüklerimden ikram etsem mi, yoksa benim şemsiyemin gölgesini paylaşsam mı diye düşünürken, kalktım denize girdim.Tabi ki bizim buz anne ve kızları da denizde.Kızların biri ile karşılıklı selamlaştık ufaktan deniz güzel hava güzel konuştuk derken anne yanımıza geldi ve bana şu oğlan benim kızlara bakıp duruyor gitsin uzaklara otursun diye dertlendi sinirli bir şekilde. Ben hemen ''aman canım o daha küçük onun baktığından ne olacak'' dedim ama kadın laftan anlayacak gibi değildi. Neyse güler yüzlü olan kızı anne büyütme o daha çocuk dedi. Çocuk denize tekrar girdi çıktı ve toparlanıp gitti. Gittiğine de sevindim yoksa çocuğun hatıralarında kötü bir olay kalabilirdi.
Benim kitabım ise dünya klasiklerinden Goethe'nin Genç Werther'in Istırapları. Felsefe, sanat ve şiirin romanla buluştuğu müstesna bir eser Genç Werteher'in Istırapları ölüme sürükleyecek kadar güçlü bir aşkın hikayesi. Bu kitabı çok sevdim yıllar önce okumuştum ama tekrar okumaya karar verdim. Ne çektin beee Goethe :)
Neyse kitap kılıfımı da anlatayım. Bu pazar tezgahın birinde bolca bebek çarşafları, havluları dökmüşlerdi. Sevimli bebek şeylerine bakmayı severim, karıştırırken bu elime geldi. Evirdim çevirdim bir şeye benzetemeyince satıcıya sordum, bebek yastığı kılıfı dedi ama bana kitap kılıfı gibi göründü. Ben bunu denize giderken içine kitabımı koyarım hemde küçük poşete koymaktan daha şık durur diye düşündüm ve 1 tl 'ye aldım. Evde bulunan bu fistoyu orta yerine dikip, üst orta yerine bir düğme ile kitap kılıfa dönüştürdüm. Hoşuma gitti..
19 Ağustos 2013 Pazartesi
............
Menümüzde: Kıymalı gül börek, Havuçlu kek, Peynirli poağaça, Zeytinyağlı biber dolması, Tatlıyıda hazır baklava aldım ve istedikleri kadar içecek siyah beyaz ne isterlerse.. Bu gece bolca eskileri yad edip kaynatacağız. İyi ki varlar, iyi ki benim gerçek dostlarım olmuşlar.
Yeni masa örtümü serdim. Şu yeni Duck kumaşların üzerinde farklı resim temaları bulunanlardan ama ben çok renkli desenleri sevmediğim için en sade olan bu deseni almıştım. Çok sevdim.
Şimdi birazda kendime bakım yapıp misafirlerimi karşılamalıyım. Hoşçakalın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












