20 Eylül 2011 Salı

konser

Dünki gündüz hastane maceramın üzerine akşam Coşkun Sabah şarkılarıyla moral buldum. beyefendi kişiliğini, anlamlı o güzel şarkılarını hep sevmişimdir. konser yerine gittiğimizde zaman var diye Kalekapısındaki tarihi hamamın içindeki mağazayı gezelim dedik .
Gezerken Coşkun Sabah'ında orda olduğunu görünce sevindim. bir fotoğraf alabilirmiyiz dediğimde bizi kırmadı. kısa bir sohbetten sonra konser yerinde bekledik.



 

Şarkıları, sesi  bana göre çok müthişdi. yine Coşkun Sabah coşturdu diyebilirim :)

19 Eylül 2011 Pazartesi

pardon, iyi misiniz? :)

 Bu sabah 8:00'de yollardayım. geçen hafta randevu aldığım akdeniz üniversitesi kardiyoloji servisindeydim. gittiğimde önümde 8 kişi vardı ama saat 11.00 den önce giremedim. istenilen tahlil sonuçları öğleden sonraya kalınca eve dönüp kahvaltı yapıp öğleden sonra tekrar sonuç göstermek için sıra alıp bekledim. bu arada hastalar arasında entresan muhabbetler vardı. önümde oturan bir teyze arkasını dönüp bana bakıp durdu. gözgöze temastan sonra direk bana kalbinde neyin var dedi. kontrol teyze dedim.( kalbim artık yok  teyze sevdiğimle o da öldü diyesim geldi :) neyin var sorusundan pek hoşlanmam. teyze direk konuya girip nasıl hastalandığını, eşinin o anda söylediklerini, hatta kuran'ı kerim okurken kaçıncı sayfada rahatsızlandığı (29. sayfa), sağ elinin nasıl havada kaldığını anlatmaya başladı. sohbet etmeyi severim ama bu kadar ayrıntılısını değil.  herkes onu dinledi. neyse o ara eşi geldi o eşiyle konuşurken kendimi bahçeye attım. yalnız benim dikkatimi çeken bir olay var bilmem sizde de oldu mu. bakıyorum bazıları kendi rahatsızlığının aynısı yanındakinde de var sanıyor. yıllar önce safra kesesi ameliyatı olacağımda ameliyat bekleme salonunda yanımdaki sedye üzerindeki amca bana döndü, geçmiş olsun kalp ameliyatımı diye sordu. yok dedim.  hıı benim kalp dedi. benim farklı dedim. sonra diğer sedyedeki bayan kadın rahatsızlığımı diye sordu, benimki kadın rahatsızlığıda dedi. ona da geçmiş olsun hayır safra kesesi dedim. herkes kendinde ne varsa karşısındakinde de o var sanıyor. yoksa hep bana mı denk geliyor.


Bahçe çok güzeldi, yemyeşildi ama turunç ve limon ağaçları biraz bakımsızdı.


Kuş yuvası çok şirindi, tam çekerken kuş uçtu gitti çekemedim.



İşim öğleden sonra nihayet bitti. 6 ay sonra tekrar kontrole çağırdı. İlaçlarım ve topladığım kozalaklarımla eve döndüm. Ebatları minik minik çok güzeldi, birşey yaparım ben bundan dedim :)



Gün devam ediyor. Bu akşam da Cumhuriyet Meydanı'nda yine Coşkun Sabah konseri var. Gidip günün stresini atacağım :) Herkese sağlıklı günler.

18 Eylül 2011 Pazar

Hançer





Son albümünü çok beğendim:)

Elmalarım

Sulu boya çalışmalarım..
( arka fon beyaz ama fotoda böyle çıktı.)




Bu üçlüyü çerçeveletip  mutfak duvarına asılacağı günü bekliyor.

Sevgiler :)


17 Eylül 2011 Cumartesi

Uzanmışım kumsala....



 Sonbahardan eser yok. hava kuru sıcak, deniz berrak...




 Sizlere iki güne bir denizi gösterip gına getirtmek istemem ama benimde bu mevsimde yapacak bir şeyim yok.  yine  arada farklı  şeyler koymaya çalışıyorum. kendimi ağustos böceği gibi hissediyorum. kışın hangi  havalardan  çalarım bilmiyorum :)

 Bunlarlada bir şeyler yaparım diye çantaya attım :)) boş oturmak yok.



Bere mi desem, takke mi desem bilmiyorum. turist bebişe çok yakışmıştı,
çok sevimliydi :)

Mutlu hafta sonları :)

16 Eylül 2011 Cuma

yağlıboya çalışmalarım

Daha önce yazmıştım, şuradaki ilk yağlıboya çalışmamdı.
Bu da geçen yıl yaptığım yağlı boya çalışmam, henüz çerçevelenmedi.
Evde nereye asılacak belli değil, bakalım. resim yapmayı çok seviyorum.


Bu da sıcakların gelmesiyle yarım kalan çalışmam. havalar soğuduğunda devam edeceğim. sırada bekleyen başka resimlerimde var. tembellik etmezsem yapacağım.


Bu resmin aslı mahsun çocuk benim çok hoşuma gitti.
Sevgiler :)

15 Eylül 2011 Perşembe

Dantel ve taşlı

Boş oturmayı sevmeyen biri olarak mutlaka bir şeylerle uğraşmak hoşuma gider. altına kadife kurdele üzerine danteli dikip, taşlarla süslemeye çalıştım. bu bileklik  fenada olmadı :)







 Bu kutuyu bir dönem mutfakta bitki çayları için  kullanıyordum. sonra kızım oraya başka bir kutu boyadı. bende üzerini tekrar zımparalayıp, altın sarısı  boyadıktan sonra dekupaj yapıp kutuyu yeniden şekillendirmiştim, takı kutusu olmuştu. bugün baktığımda içi çok karışmıştı. fazlalıkları atıp aradığımı daha kolay  bulunur hale getirdim.

 Takılar içinde en sevdiğim yüzüklerimdir. iyi ki bu  bujiteriler çıktı. gümüşleride çok severim.



:))