3 Mart 2012 Cumartesi

Bahar gelecek galiba

Bugün çok güzel bir hava vardı. Her yeri açıp evi havalandırıp, balkonu yıkayınca rahatladım. Kaç gündür soğuk esen rüzgar bizi eve esir etti. Gerçi bizim kışlarımız hep böyle geçer, biz  insanoğlu hep unuturuz. Sıcağa da, soğuğu da dayanamayıp konuşuruz. Bir kaç gündür kar soğuğu ve yanında da esintisi vardı ama bugün ben denizi  özlediğimi daha da fark ettim. Balkonumda çayımı yudumlarken uzaklardan görünen deniz bana "yaz çabuk gel" dedirtti. Bahara da sözümüz yok ama..


Sonra balkondaki eski kataloglara, dergilere göz gezdirdim.

Keki görüp hepsini sen mi yedin diyenler olabilir. :) Yok, yok yiyemem öyle oğluş ortak oldu.


Güneşin verdiği huzurla hızımı alamadım. Çayımı içip güneşlendikten sonra eve yakın incik boncuk satanlarda soluğu aldım. Bir incili kolye yapacağım. Malzemeleri alıp güneş gitmeden balkonuma koştum. Bir kaç gün sonra sizlerle paylaşırım. 


Hoşçakalın...

29 Şubat 2012 Çarşamba

Kuş

Bu işimiz biraz kopyacılık olacak ama ne yapalım güzel bir iş gördük ve biz de yaptık. Güzellikler paylaşılmalıdır diye düşünenlerdenim.

Kızım kanaviçeyi seviyor, çocukken ona öğrettiğimde bu kadar seveceğini tahmin etmemiştim. Şimdi beğendiği şeyleri zaman buldukça yapmaya çalışıyor. Bundan öncede hatırlarsanız melek yapmıştı. Şimdi de çok sevdiği kuşlardan işledi. Kuş için çerçeve ararken yıllar önce çok beğenerek aldığımız ama bir kaç sene önce duvardan indirdiğimiz içi seramik çiçekli pano gözümüze ilişti. Nostalji bu anahtarsa benim eski gardrobumun anahtarı idi, hobi malzemelerin arasında kalmıştı.


Çerçeveyi çıkartırken elimden düşürüp kırmıştım. Kızım boyama işleminden sonra yapıştırdı, tekrar boyayıp üzerini vernikledi.

Sonuçta böyle bir şey oldu ama asılacak duvarı ayarlayamadık, bekliyor.


İşte böyle arkadaşlar, bizim nostalji kanaviçeler olmuş çarpı işi :) Duvarlardan indirdiğim güzelim tabloları yeniden asmanın zamanı geldi galiba. Sandıkta bekleyen kanaviçeleri ise çocuklarıma pike takımı diktirmiştim. Onları da bir ara paylaşırım.

El işi her zaman en güzeli, en özeli.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Ispanaklı Kek

Akşam üzeri evdeysem mutlaka sıcak bir şey içmek isterim. Tabi ki yanında da hafif  şeyler atıştırmak iyi oluyor.  Buzdolabına şöyle bakınırken yarısını kullandığım yarısı kalan  ıspanak bana göz kırptı. Bir haftadır buradayım benimle ilgilenen yok diye üzgündü. Bazıları üzüntüden sararmış solmuştu. kalan sağlar bizimdir dedim ve başladım iş başına önce ıspanağı temizleyip ince ince doğradım. Özellikle sebzeyi tek başına yemek istemeyen çocuklar için ideal olabilir.

Tarifi :
2 yumurta, yarım bardak sıvı yağ, 2 bardak kadar un, yarım bardak süt, 1 adet kabartma tozu, bir diş sarımsak ıspanak ve biraz tuz atıp hepsini karıştırıp yağlanmış tepsiye döktüm. 175 derecede 20 dk kadar pişirdim ama ıspanaklar buzdolabından çıkıp, fırının sıcağında ne kadar mutluydular bilemiyorum. Ortasını bulamadın vicdansız kadın demiş olabilirler :))






Çay makinamızı 10 yıldır kullanıyorduk ama o bizi bugünlerde terk etmeye karar verdi. Biz de üst porselen kısmına veda etmeden alt kısmına veda ettik. Avm lerin birinden bunu aldım ama üst kısmı cam olunca eskinin üstü yenin altını birleştirdik. Kırarım diye cam olunca biraz ürktüm. İnşallah iyi anlaşırlar. Ispanaklı kekle çay makinasını kutladık.


Mutlu haftalar..

25 Şubat 2012 Cumartesi

cumartesi pazarı

Bugün Şirinyalı semtinde bulunan cumartesi pazarındaydım. Tezgahların birinde yarı Hollanda'lı olduğunu söyleyen bir bayan satış yapıyordu. Tezgahta çok ilginç şeyler vardı ama benim en çok bu kanaviçeler ilgimi çekti. Onlara hayranlıkla inceledim. İncecik etamin kumaşa işlemişler duvar panolarıymış. Panoların fiyatları 70 liradan başlıyordu ama ben onları işlesem 70'e falan satmaya kıyamam. Çok ince ipliklerle, çok renk değiştirerek yapılmış, üzerinde büyük bir emek vardı. Onları huzur evlerinde bayanların hobi ve kazanç olarak yaptıklarını söyledi. Yaşlılar bunları nasıl yapıyor dediğimde çok yaşlı olmayanlar yapıyor dedi. Yapılan bu ince işler biraz yaşlı işlerine benzemiyordu ama neysee..




Ben en çok bu panoyu sevdim. panonun bir  bu kadar da devamı var. uzundu. Kapı süsüydü sanırım çünkü şeritin başında pirinçten kapı tokmağı vardı.



Bu minik tabloda çok güzeldi. Cepten çekince çok net olmadı ama çok minik bir işlemeydi, nokta kadar...

24 Şubat 2012 Cuma

...

Masanın şeklinden belli oluyor değil mi, bugün arkadaşlarımlaydık. Havaların soğuk gitmesi ve hepimizin farklı mazeretlerinden dolayı uzun süredir buluşamamıştık, hepimiz birbirimizi özlemişiz. Yedik içtik, bol sohbetli, kahkahalı bir gün geçirdik. Arkadaşımız döktürdükçe döktürmüş. Bazılarına hiç uzanmadım çünkü  bana yol, su, elektrik olarak dönecek ya :)) Sonra eritmesi çok zor..


Tatlılarımız irmik ve ayva tatlısıydı. Hepsi çok güzeldi...




Herkese tatlı ve mutlu haftasonları.

18 Şubat 2012 Cumartesi

Bayat ekmek

Sabah kahvaltı için mutfağa girip şöyle bir bakındım. Benim için kahvaltı peynir, zeytin, çok az reçel ve arada bir yumurta demek ama benim koca bebekler olunca değişik şeyler istiyorlar. Özellikle hiç iştahı olmayan oğlum :)) Mutfağa girer, menüde ne var diye sorar, ortalıkta dolaşır. Sanki ev değil lokanta. Çok seçici olduğu için evde açık menü istiyor, tabi ki o şekilde olmuyor..  Bende dünden kalan bir bayat ekmeği böyle fırınladım.

  Tarifi: Biraz peynir, büyük bir dometes, 1 yumurta, bir kaç yeşil biber, bir kaşık salça, iki kaşık yağ koyup tuz, kırmızı pul biber atıp rondodan geçirip, dilimlenmiş ekmeklerin üzerine sürüp fırına koydum. 20 dk sonra üzeri kızardıktan sonra yemeğe hazır. Çocuklar çok seviyor ve bayatlamış ekmek böylece değerlenmiş oluyor.



Mutlu hafta sonları..

12 Şubat 2012 Pazar

pazar

Bugün sakin sessiz bir güne uyanıp kahvaltımızı yaptık. Haberlere göz gezdirirken Whitney Houston'ın öldüğünü öğrendim, üzüldüm. Büyük ses, büyük sanatçı ışıklar içinde uyusun...

Sonra evden çıkalım dedik ve evimize yakın parkları tercih edip yürüyüş yaptık. Hava bulutlu ama soğuk değildi, park çok kalabalıktı. Biz parkın sakin köşesini seçip denizi, manzarayı, yurdum insanı neler yapıyor deyip ortalığı seyreyledik.. Bu kez yurdum insanından beni etkileyen bir şey göremedim. Cumhuriyet meydanı sokak ressamları, sokak müzisyenleri ve onları dinleyen insanlarla doluydu. Bir tarafta eline sazını almış biri türkü söylüyor, bir tarafta gitarlı gençler birbiriyle yarışıyordu.


İsmini bilmediğim bu mevsimsel çiçekler ekilmişti. Büyüdüklerinde kocaman bir lahana kadar olduğundan ben bunlara lahana çiçeği diyorum :) Mor ve beyaz bebek lahanalarım beniiim...


Antalya'nın her caddesinde bu turunç ağaçlarına rastlamak mümkün. Kokularına ve görüntülerine hayranım.


Evimizin etrafında bir daire çizip eve döndüğümüzde yukarı çıkınca ne olsa beğenirsiniz? Güneş bulutların arasından çıktı, sizi bulutlu havada gezdirdim deyip bize nanik yaptı. Biz bulutu da seviyoruz deyip ona nanik yapınca battı gitti :) Gün bitti.

Şimdi Umutsuz Ev Kadınları'nın başlamasını bekliyorum.

Görüşmek üzere...,